

Bu kent bu kadar sahipsiz!
İddialı bir söz. Ama gerçek böyle.
Bir-iki festival, konserler düzenlemek.
Çöp toplattırmak, yol yapmak.
AsayiÅŸi saÄŸlamak.
İki-Üç Bakan, Dış Temsilci ağırlamak…
Karıncadan yaÄŸ çıkartılıyormuÅŸ da:
MarifetmiÅŸ gibi;
Zırt-pırt basına koÅŸmak…
Bu kentte, Ben de olmak üzere, hepimiz başımızı kuma gömmüÅŸüz.
Deve kuÅŸu halimize gülüyor!
Mersinimiz gerçekten sahipsiz .
Atatürk’te uyarmış:
'Ey Ahali, Kentinize sahip çıkınız!!’
Böylesi ‘Matrak’ bir yakıştırmayı;
Yıllardır, Kendimize layık görmüÅŸüz.
Hala uyanamamış ve kılımız kıpırdamıyor!
..
Herkes çevresine baksın.
Zabıtası, trafiği, caddesi, sokağı, seyyarı, magandası, tefecisi..
İş yaptığını sanan yöneticileri..
Saymakla bitmiyor.
Öyle ise,
Günlük yaÅŸama dahil olurken;
Gördüklerimiz ve yaÅŸadıklarımızdan memnun muyuz?
..
İnönü Bulvarında saÄŸlı-sollu demir atan araçların,
sıkıştırdığı trafikte yol alırken,
Mersin Oteli kavşağında:
Yanmayan ışıklar,
yol vermeyenler yüzünden,
dakikalarca göbekte pineklerken ;
Bu Kentin, gerçekten sahipsiz olduÄŸu da,
Sorumsuz Yöneticilerin bolluÄŸu da,
bir kez daha geçti aklımdan.