

Suriyeli Ahmed'e ithaf olunur.
İkisi aynı dönemde yaÅŸamaz ama,
rüyama girdiler...
...
Hacivat bu ya, bir gün başı kıçı oynar;
Hoca Nasreddin'e dikilir!
Hacivat'ın alışkanlığı,
Hoca'dan bi güzel dayak yer.
Sonra ne mi olur?
Davalık olurlar...
Bilge Hoca, dava açan Hacivattan
hırsını az aldığı için,
Onu, bu kez bir daha dövmek ister.
Bu arada kendisi gibi olmasa da
Bir diÄŸer Bilge Mevlana'nın sözlerini anımsar:
‘GüneÅŸ gibi ol ÅŸefkatte, merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede , asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette.'
Nasreddin Hoca iç çekerek:
'Mübarek, bu vecih açıklamasını;
Sanırım ‘Kalas insanlara’ deÄŸil,
Güzel ruh, beyin ve kalp taşıyanlara
İthaf etmiş' der.
Hoca Nasreddin, rüyamdan çıkmaz.
Anlatmaya devam eder:
'Her Kadıya çıkartılacağımda,
Hakkımda dava açanlara zarar vermemek için,
Bilgenin sözleri, düÅŸüncelerimin içine süzülür..
Belim bükülür!
Sonra hayıflanırım:
Karşımdakilerin takkeli delikanlı gözüküp de,
Nasıl etek giyebildiklerine..
Sonra içimden bağırırım:
-Ulan karı kılıklılar!
‘Sizler aleyhimde konuÅŸuyorsunuz..
Bende sizlerin anladığı dilde karşılık veriyorum.
Ne iştir kadıya gitmek!
Ya olduÄŸunuz gibi görünün,
Ya da göründüÄŸünüz gibi olun.’
Hocaya hak vermemek mümkün deÄŸil.
...
Aç kapa düÄŸmeli kutularda,
Hacivat gibiler.
Kurtları kaynıyor.
Gazeteci aÄŸabeylerine buluÅŸupta dayak yemeseler...