

BildiÄŸiniz gibi 14 Ocak 2012 tarihinde Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nin genel kurulu var. Genel kurula aylar kala da Mersin’de yıllardır faaliyetlerini sürdüren iki dernek daha güçlü ve etkili meslek örgütü olması için MGC çatısı altında birleÅŸti. İyi de oldu.
Genel kurul süreci yaklaşınca mevcut yönetimi beÄŸenmeyen, mevcut yönetimi ÅŸeffaf bulmayan ve bu durumdan rahatsız olan bazı gazeteci arkadaÅŸlarım ve aÄŸabeylerim bir muhalefet baÅŸlatarak geçtiÄŸimiz günlerde Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın (MTSO) toplantı salonunda birçok üyenin katılımıyla bir araya geldi. Bu toplantıya genelde mevcut yönetimi eleÅŸtirenler katıldıysa da savunanlarda katılım gösterdi.
ÖrneÄŸin MGC’nin Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Åžahin’de oradaydı.
Sayın Åžahin söz alarak baÅŸkanı ve yönetimini savunmak isterken; bir tek eleÅŸtirilerin haklı olduÄŸunu söylemedi. Kendisine yöneltilen “Yönetim kurulu son bir yıl içerisinde hiç toplandı mı? YOK…Peki hiç karar alındı mı? YOK…Hiç yönetim kurulu toplanıp alınan kararlara imza atıldı mı? YOK…YOK. Demekle yetindi.
Anlayacağınız cemiyetin içinde bulunduÄŸu durumu bu…
Peki bu toplantıların amacı nedir?
Bu toplantıların amacı genç gazetecilere yönetimlerde daha çok yer verilmesi, CEMİYET’in daha saÄŸlıklı eller tarafından yönetilmesi, ÅŸeffaf olunması, alınanın ve verilenlerin hesabının tüm üyelere ayrıntılarıyla veren bir yönetimin oluÅŸması arzusu…
İstekler sadece bunlarla bitmiyor tabi ki…
Mersin’de yerel basın dibe vurmuÅŸ vaziyette. Gazeteci arkadaÅŸların onlarca sorunu var. MesleÄŸimizin sorunları var. Bu sorunları Ankara’ya taşıyabilecek karalı, disiplinli, saygın bir yönetime büyük bir ihtiyaç bulunmakta. Bunlarla birlikte kentimizin ve kentimizde yaÅŸayanların da sorunları var. Yeri geldiÄŸinde tüm bu sorunları dile getirebilecek ve bu konuda YOL HARİTASI (ki bunu Sayın Ünal çok söyler ama bir türlü ortada harita falan olmaz) olan, projesi olan ve en önemlisi çalışkan olan bir yönetime büyük bir ihtiyaç var.
Ben genel kurul yaklaşınca meslektaÅŸlarımın bu konularda görüÅŸlerini almaya çalıştım. Mevcut yönetimin hangi çalışmalarından rahatsız olduklarını sordum.
İlk rahatsızlığın ÅŸeffaf bir yönetim olmayışı. Tek adam yönetiminde çalışmalar yapılması.
Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nin kendisine ait hala bir lokalinin ve bir yönetim binasının olmaması rahatsızlık veren konuların başında.
Cemiyeti ÅŸuraya getirdik buraya getirdik diyenlerin cemiyetin ÅŸuanki yönetim yerine baktıklarında kaderi Ressam Bayırhan’ın elinde olan bir cemiyet göreceklerdir. EÄŸer Ressam Bayırhan cemiyeti açarsa açılıyor açmazsa o gün cemiyeti kapalı buluyorsunuz.
EÄŸer bu geliÅŸmiÅŸ, atılım yapmış, deÄŸiÅŸmiÅŸ cemiyet ise bu ÅŸaşılacak bir yaklaşım olur. Aylarca interneti ve telefonu kesik durumda kalan bir cemiyetin artık görüldüÄŸü kadarıyla tabelasından baÅŸka hiçbir ÅŸeyi kalmamış.
Mersin Gazeteciler Cemiyeti BaÅŸkanı Sayın Ahmet Ünal’ın dün üyelere karşı yaptığı açıklamalarını okudum. Açıklamanın bazı bölümlerine katılmamak elde deÄŸil.
Elbette Mersin Gazeteciler Cemiyeti hiç kimseden icazet almayan ve hiç kimseye diyet borcu olmayan bir kurum olmalıdır. Bu konuda çalışmalar yapılmalıdır. Bağımsız davranılmalı, bağımsız çalışılmalıdır.
Ama bu açıklamayı insan öncelikle kendi yönetiminde uygulamalıdır. Yani insan; ele verir talkımı kendi yutar salkımı pozisyonuna da düÅŸmemelidir.
MGC BaÅŸkanı Sayın Ünal madem İCAZET alan bir cemiyet istemiyordu da neden mülkiyeti BüyükÅŸehir Belediyesine ait olan ve Akdeniz Belediyesi tarafından kiralanarak kullanılan NİKAH SALONU’nun bir köÅŸesine sığıntı olarak yerleÅŸmiÅŸtir.
Belediye’nin nikah salonunda yıllardır sığıntı bir ÅŸekilde bulunan bir Cemiyet’in yönetimi nasıl olurda biz cemiyeti birilerinden icazet alan bir kurum haline getirmedik diyebilir.
Aslında İCAZET almayan bir yönetim ve kurum denince aklıma geçen yıllarda alınan televizyonlar geliyor. İcazet almayan bir kurum özlemi ile hareket edenler cemiyete iki tane televizyon alabilmek için eski Devlet Bakanı KürÅŸat Tüzmen’in peÅŸinden aylarca koÅŸmadılar mı? Tüzmen tarafından aldırılan iki plazma televizyonun ÅŸimdiki fiyatı 5 bin TL civarında. İki televizyon alabilmek için Tüzmen’in önünde el pençe divan durmak mıdır bağımsızlık?!
Bunu kendi öz kaynaklarınızla alamadınız mı? Alamadınız. Madem bu kadar SIFIRA SIFIR ELDE VAR SIFIR pozisyonundasınız ÅŸimdi üyelere ne vaat edeceksiniz???
Cemiyete televizyon bile alamayan bir yönetime üyeler nasıl inanacak!!!
Cemiyette sekreter çalıştıramayan, telefona baktıracak bir eleman bile bulunduramayan bir yönetimin hangi vaatlerine, projelerine kim neden inanacak????
Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Eeee tabiki birde SURİYE macerası var.
Her hafta Suriye’ye neden gidilmiÅŸtir? Bunun Mersin Gazeteciler Cemiyeti’ne katkısı ne olmuÅŸtur? Bu sık sık yapılan ziyaretlerle ne amaçlanmıştır? Suriye’de kimlerle neler görüÅŸülmüÅŸtür?
Bunlar benim aklıma takılan diğer sorular.
Peki Arap Baharı çerçevesinde Suriye’ye karşı giriÅŸilen siyasi saldırılar ve iç savaÅŸ kışkırtmaları sonrasında her hafta Suriye’ye giden Sayın Ünal neden bu konuda tek bir satır
bile görüÅŸ belirtmemiÅŸtir. Sayın Ünal’ın Suriye’ye olan bu ilgisi AKP hükümetinin SIRT dönme siyaseti ile birlikte neden birden bire son bulmuÅŸtur?!
Bu da aklıma takılan bir baÅŸka soru…
DİP NOT: İcazet derken aklıma birden bire Selman Özipek aÄŸabeyin geçen seneki toplantıda yaptığı konuÅŸma geldi. Özipek aÄŸabey orada kalkıp herkesin içinde “Biz Ahmet Ünal’ı baÅŸkan yapmak için Macit Özcan’dan icazet aldık” demedi mi?
Eeee gelirken icazetle gelenler nasıl oluyor da bağımsızlıktan bahsedebiliyorlar bunu da anlamış değilim.
Neyse ben Sayın Ünal’ın bu açıklamalarını samimi bulmuyorum. "
Kay: Sonses.tv