

Bu ülkede her zaman, sapla saman birbirine karıştırılmıştır.
Onun için bir türlü bir arpa yolu gidemeyiz.
Sürekli iki ileri bir geri.
Nedense bir türlü adım adım da olsa ileriye gidilmez.
Baskı rejimlerinden kalma bir uygulama var ülkemizde.
Aslında her dönemde uygulanan bir yöntem bu.
İster baskı dönemleri olsun, ister özgür ortamlarda, deÄŸiÅŸmeyen tek ÅŸey;
ÜLKE SANATÇISINA GÜVENMEMEK!
ONLARI POTANSİYEL TEHLİKE OLARAK GÖRMEK!
Neden?
Nedeni çok basit…
Çünkü sanatçı, her zaman muhaliftir,
Çünkü sanatçı, her zaman doÄŸruların yanındadır.
Çünkü sanatçı, halkın dilidir.
Çünkü sanatçı, dizginlenemez.
Çünkü sanatçı, asidir…
Daha onlarca neden sayılabilir.
Böyle bir giriÅŸi neden yaptım?
Yıllardır süregelen saçma sapan, çaÄŸdışı bir uygulama var.
Oyun oynamak, konser vs vermek için baÅŸka bir kente giden sanatçılardan istenen evraklar var.
Emniyet, ikamet ilmühaberi ve kimlik fotokopisi istiyor sanatçılardan.
Nedenini gerçekten merak ediyorum.
Eminim kendileri de bilmiyorlardır.
Bir de oyun metnini isterler.
Devletin yetkili birimlerince incelenmiÅŸ, onaylanmış, hatta Devlet Tiyatroları’nda oynanmış oyunları için bile!
Satır aralarında “sakıncalı” kelime veya cümleler var mı diye bakacaklar.
Sanırım sanat konusunda belli bir uzmanları var.
DoÄŸru dürüst kitap bile okumayan ülkem insanı; oturup tiyatro metni okuyacak, bir de içinde sakıncalı bir ÅŸey var mı diye anlamak için, satır satır okuyacak!
Tıpkı Milli EÄŸitim Müdürlüklerindeki, “Çocuk Oyunlarına” izin veren komisyonlardakiler gibi.
Hayatlarında bir kez bile tiyatro izlememiş olduklarına bahse girebileceğim, kim oldukları bilinmeyen bu komisyon, oturup oyun metni okuyor ve sakıncalı mı değil mi karar veriyorlar.
Neden bahse girebilirim dedim?
Deneyimlerimden dolayı bu kadar iddialıyım.
Yıllar önce liseler arası tiyatro yarışması gibi saçma sapan bir yarışma yapıldı Mersin’de.
Jüri üyelerinin büyük bölümünün hayatlarında tiyatroya gitmediklerini çok iyi biliyorum.
Tiyatro konusunda tek bir bilgiye sahip olmayanlar, oturmuÅŸlar gencecik çocukların karşısında, önlerinde masa, masanın üzerinde çiçekler, sular, çaylar…
Oyunları izleyip değerlendirecekler!
Güler misin aÄŸlar mısın?
Yahu sen daha tiyatro salonunda bir ÅŸeyler yenilip içilmeyeceÄŸini bilmiyorsun?
Sahnedeki çocuklarımın binde biri kadar tiyatrodan anlamazsın!
Bir de kalkıp tiyatro oyunlarını, oyuncularını değerlendireceksin.
Haydi oradan! Derler adama.
Dedim de.
Oyunlarımın hepsini yarışma dışı sahneledim.
Tiyatro salonunda çay içmeye kalkan jüri üyelerini de salondan çıkarttım.
Konumuz neydi, nereye geldim!
Ha, evet.
Sanatçıdan istenen ikamet ve kimlik belgeleri diyordum.
Yahu, iletiÅŸim çağındayız.
Bir T.C. numarasıyla bütün künyemiz belli zaten.
Neden istenir bu belgeler?
Sonra bu ülkenin sanatçısı terörist midir?
Neden bu güvensizlik?
Ne yapacağımızı sanıyorsunuz?
Bir şehirden başka bir şehre iltica mı edeceğiz?
Oyunlarımızla, o şehrin halkını galeyana mı getireceğiz?
Mersin’e yıllardır sanatçıları getiren Sayın Yunus Özdemir’den bu konuda bilgi almak istedim.
Bir dokundum bin iÅŸittim.
Bırakın bizim gibi sıradan yerel sanatçıları, “Devlet Sanatçısı” unvanlı Yıldız Kenter gibi deÄŸerli sanatçılar için bile aynı eziyet yapılıyormuÅŸ.
Geçenlerde Mersin’i onurlandıran dünyaca ünlü keman ustası Farid Farjad’a rezil olmuÅŸuz.
Ne yapacaktı adamcağız?
Kemanıyla, halkı isyana mı davet edecekti?
DİĞER KENTLERİ BİLMEM AMA İKİ KÜLTÜR BAKANI ÇIKARMIÅž MERSİN’İM İÇİN UTANÇ VERİCİ BİR ÅžEY BU.
BİR AN ÖNCE BU SAÇMA UYGULAMADAN VAZGEÇİLMELİ.
ÇAÄž ATLIYORUZ DİYE BÖBÜRLENEN SAYIN YETKİLİLERİMİZE RİCA EDİYORUM.
LÜTFEN SANATÇILARIMIZA TERÖRİST MUAMELESİ YAPILMAKTAN VAZGEÇİLSİN.
SİZ SANATÇILARINIZA GÜVENMİYORSANIZ, BİZDEN DE SİZE GÜVENMEMİZİ BEKLEMEYİN.